Dr. Zafer Ayaz← Yazılara dön
Zafer Ayaz’dan

Adalet, Kardeşlik ve Liderlik Üzerine

İş, değişim, finans ve liderlik üzerine düşünceler.

Bazen düşünüyorum; bir topluluğun içerisinde lideri gerçekten ne belirler?

Yaş mı? Tecrübe mi? O topluluğun içinde ne kadar zamandır bulunduğun mu? Yoksa insanların sana duyduğu güven mi?

Ben bir topluluğun içerisine en son katılan, hatta en genç kardeşlerinden biri olabilirim. Eğer adalet dediğimiz şey herkesin eşit olması anlamına gelseydi, belki de benim lider olmam mümkün olmazdı. Çünkü benden önce gelenler vardır, benden yaşça büyük olanlar vardır, benden daha uzun zamandır o yolun içerisinde yürüyenler vardır.

Ama tam da burada eşitlikle adalet arasındaki fark ortaya çıkıyor.

Ben adaletin herkese aynı şeyi vermek olduğuna inanmıyorum. Bana göre adalet, insana layık olduğu şekilde davranabilmektir. Kimin ne kadar eski olduğundan çok, ne kadar sorumluluk alabildiğine, zor zamanda nasıl davrandığına, yanında yürüdüğü insanlara ne kadar sahip çıktığına bakabilmektir.

Çünkü hayat bana şunu öğretti: İnsanları iyi günlerinde tanımak kolaydır. Asıl mesele onları işler zorlaştığında tanıyabilmektir.

Liyakat dediğimiz şey de yalnızca eğitimle, bilgiyle veya tecrübeyle ölçülemez. Bunların hepsi önemlidir ama insanın karakterini tek başına göstermez.

Bir insan çok başarılı olabilir ama paylaşmayı bilmeyebilir. Çok cesur görünebilir ama ilk sıkıntıda arkadaşlarını yalnız bırakabilir. Çok güzel konuşabilir ama başkasının sözünü dinlemeyebilir. Size bağlı olduğunu söyleyebilir ama şartlar değiştiğinde ilk gidenlerden biri olabilir.

İşte benim kardeşlik dediğim şey tam olarak burada başlıyor.

Kardeşlik Bir Hitap Şekli Değildir

Birbirimize “kardeşim” demek bizi kardeş yapmaz.

Kardeşlik benim için önce karşındaki insana değer vermektir. Onun sözünü dinlemektir. Söylediğine katılmasan bile neden öyle düşündüğünü anlamaya çalışmaktır.

Çünkü bir insanı dinlemek, onun her söylediğini kabul etmek değildir. Dinlemek, “Senin düşüncen benim için değerlidir.” diyebilmektir.

Benim kardeşlerim birbirlerine nasıl davranıyorlarsa, ben de aralarındaki adaleti biraz buna bakarak değerlendirmek isterim.

Çünkü bana iyi davranmanız tek başına yeterli değildir.

Ben lidersem bana saygı göstermek zaten kolaydır. Asıl önemli olan, benim olmadığım yerde birbirinize nasıl davrandığınızdır.

Bir kardeşiniz düştüğünde elinden tutuyor musunuz?

Başarılı olduğunda gerçekten sevinebiliyor musunuz?

Hata yaptığında arkasından konuşmak yerine yüzüne söyleyebiliyor musunuz?

O odada yokken onun hakkını savunabiliyor musunuz?

Bana göre insanın karakteri biraz da burada ortaya çıkar.

Lider Herkesi Dinlemeli Ama Sonunda Karar Verebilmelidir

Kardeşlik herkesin aynı düşünmesi demek değildir.

Hatta herkesin aynı düşündüğü bir yapının sağlıklı olduğuna da inanmıyorum.

İnsanlar konuşabilmeli. İtiraz edebilmeli. Gerektiğinde liderlerine bile “Burada yanlış düşünüyorsun.” diyebilmelidir.

Ben bundan rahatsız olmam. Aksine değer verdiğim insanların düşüncelerini duymak isterim.

Fakat liderliğin başka bir sorumluluğu daha vardır.

Karar vermek.

Herkesi dinlersiniz, fikirleri değerlendirirsiniz, insanların söylediklerini aklınızın bir köşesine yazarsınız. Ama sonunda birinin karar vermesi gerekir.

Liderlik biraz da burada yalnızlaşır.

Çünkü karar verirken herkesin istediğini yapamazsınız.

Bazen en yakınınızdaki insanın istemediği bir kararı vermek zorunda kalırsınız. Bazen çoğunluğun söylediğinin tersine gitmeniz gerekir. Bazen de verdiğiniz kararın yanlış çıkma ihtimalini göze alırsınız.

İşte liderlik benim için yalnızca karar verme hakkı değildir.

Verdiğin kararın sorumluluğunu taşıyabilmektir.

Bu yüzden lider bildiği ve inandığı şekilde hükmetmelidir. Ama bunu yapmadan önce dinlemelidir. Düşünmelidir. Kendisinden farklı düşünenleri anlamaya çalışmalıdır.

Sonra kararını vermelidir.

İtaat mi, Sadakat mi?

“Lider kendisine itaat edilmesini bekler.” dediğimizde bu söz ilk bakışta sert gelebilir.

Fakat benim burada kastettiğim körü körüne itaat değildir.

Liderin her söylediğine “evet” diyen insanların bulunduğu bir yapı güçlü görünür ama aslında çok kırılgandır. Çünkü orada gerçek fikirler zamanla konuşulmamaya başlar.

Benim anladığım liderlikte karar verilene kadar tartışmak mümkündür.

Hatta gereklidir.

Ama karar verildikten sonra birlikte hareket edebilmek de gerekir.

Çünkü herkes yalnızca kendi doğru bildiğini uygulamaya başlarsa orada artık bir topluluktan söz edemeyiz.

Belki bunu en kısa şöyle anlatabilirim:

Karardan önce fikrini söylemek cesarettir. Karardan sonra ortak iradeye sahip çıkmak ise sadakattir.

Fakat bunun karşılığı lider açısından da vardır.

Lider sadakat bekliyorsa önce kendisi sadık olmalıdır.

Güven bekliyorsa önce güven vermelidir.

Fedakârlık bekliyorsa gerektiğinde en büyük fedakârlığı kendisi yapmalıdır.

Çünkü liderlik yalnızca yukarıdan aşağıya işleyen bir ilişki değildir.

Kardeşlik Cesarettir

Kardeşlik benim için cesarettir.

Herkes giderken kalabilme cesaretidir.

Doğru bildiğini söyleyebilme cesaretidir.

Kardeşinin yanlış yaptığını gördüğünde onu kaybetmek pahasına da olsa yüzüne söyleyebilmektir.

Ama aynı zamanda herkes onun üzerine gelirken, haklı olduğuna inanıyorsan yanında durabilmektir.

Kardeşlik İnanmaktır

Birlikte yürüdüğün insanlara inanmıyorsan zaten uzun bir yol yürüyemezsin.

Her yolculukta kötü günler olacaktır.

İnsanların birbirine en fazla ihtiyaç duyduğu zamanlar da zaten o günlerdir.

İyi günde yan yana durmak kolaydır.

Mesele, işler kötü giderken “Biz bunu yine birlikte aşarız.” diyebilmektir.

Kardeşlik Güvenmektir

Güven olmadan hiçbir kardeşlik uzun süre yaşayamaz.

Ama güven benim için karşındaki insanın hiç hata yapmayacağını düşünmek değildir.

Hepimiz hata yaparız.

Güven, hata yaptığımızda birbirimizin niyetinden hemen şüphe etmemektir.

Bir sorun olduğunda arkasından konuşmak yerine karşısına geçip konuşabilmektir.

Çünkü güven bir günde kurulmaz. Bazen yıllar gerekir.

Ama kaybetmek için birkaç dakika yeterlidir.

Kardeşlik Paylaşmaktır

Sadece kötü günleri değil, iyi günleri de paylaşabilmektir.

Birlikte mücadele ettiğiniz insanlarla başarıyı paylaşamıyorsanız o mücadelede gerçek bir kardeşlik kuramamışsınız demektir.

Burada özellikle liderin büyük bir sorumluluğu olduğuna inanıyorum.

Başarı geldiğinde “Ben yaptım” demek kolaydır.

Oysa lider başarıyı paylaşmalıdır.

Başarısızlık geldiğinde ise başkalarını işaret etmek yerine önce kendisine bakmalıdır.

Ben liderliğin en önemli kurallarından birinin şu olduğunu düşünüyorum:

Başarı paylaşılır, sorumluluk üstlenilir.

Kardeşlik Savunmaktır

Bir insanı gerçekten savunup savunmadığınız, çoğu zaman o insan yanınızda değilken anlaşılır.

Yüzüne karşı güzel şeyler söylemek kolaydır.

Asıl mesele o odada yokken hakkının yenmesine izin vermemektir.

Ama burada da önemli bir çizgi vardır.

Kardeşini savunmak onun her yanlışını savunmak değildir.

Yanlış yaptıysa yanlış yaptığını söylemek gerekir.

Çünkü gerçek kardeşlik hatayı gizlemek değildir.

Kardeşini hatasının içinde yalnız bırakmamaktır.

Ve Kardeşlik Sadakattir

Belki bütün bunların sonunda en zor kelime sadakattir.

Çünkü sadakat güçlü zamanlarda anlaşılmaz.

Makamınız varsa, çevreniz kalabalıksa, işleriniz iyi gidiyorsa yanınızda birçok insan olabilir.

Asıl soru şudur:

Her şeyinizi kaybettiğinizde kim yanınızda kalacak?

İşte sadakat orada başlar.

Ama sadakati de yanlış anlamamak gerekir.

Sadakat bir insanın yaptığı her şeyi doğru kabul etmek değildir.

Ben yanlış yapıyorsam kardeşim bana yanlış yaptığımı söylemelidir.

Hatta belki bunu bana söylemek onun kardeşlik görevidir.

Çünkü benim şahsıma gösterilen kör bağlılıktan çok, birlikte inandığımız değerlere gösterilen sadakatin daha kıymetli olduğuna inanıyorum.

Peki Bütün Bunların Üzerinde Ne Var?

Adalet.

Çünkü kardeşlik bile adaletin önüne geçerse zamanla başka bir şeye dönüşebilir.

Sadece bize yakın olanları korursak bunun adı artık adalet olmaz.

Benim kardeşim yanlış yaptığında da bunu söyleyebilmeliyim. Bana uzak olan biri haklıysa onun hakkını da teslim edebilmeliyim.

Belki liderliğin en ağır sınavı tam olarak budur:

Sevdiğin insan hakkında da adil karar verebilmek.

Çünkü adalet sadece karşımızdaki insana karşı adil olmak değildir. Bazen kendi kardeşimize “Burada sen haksızsın.” diyebilmektir.

Ben liderliği böyle görüyorum.

Liderlik bir makamdan önce sorumluluktur.

İnsanların önünde yürümek değil, gerektiğinde onların yükünü taşımaktır.

Dinlemektir ama karar vermekten kaçmamaktır.

Güven istemektir ama önce güven vermektir.

Sadakat beklemektir ama önce sadık kalmaktır.

Kardeşlerini savunmaktır ama onların yanlışlarını örtmemektir.

Ve bütün bunların sonunda adaletten ayrılmamaktır.

Çünkü benim için;

Kardeşlik cesarettir.
Kardeşlik inanmaktır.
Kardeşlik güvenmektir.
Kardeşlik paylaşmaktır.
Kardeşlik savunmaktır.
Kardeşlik sadakattir.

Ama adalet, bütün bunların terazisidir.

Kardeşlik bizi birbirimize bağlar.

Adalet ise o kardeşliği ayakta tutar.